Skip to content

Çocuk sayısı nasıl arttırılır?

Bu yazıda gelişmiş ülkelerde (Türkiye dahil) çocuk sayısının düşmesinin nedenlerini ve çocuk sayısının tekrar artmasını sağlayabilecek politikaları sıralıyorum.

Çocuk sayısının düşmesi sanıldığından ciddi bir tehlike

Bir ülkenin nüfusunun sabit kalması için ailelerin ortalama 2.1 çocuk sahibi olması gerekiyor. Günümüzde gelişmiş ülkelerin hiçbiri bu ortalamaya yakın bile değil (bizde 1.6’nın bile altına düştü). Sonuç olarak ülkelerdeki yaşlı sayısı hızla artarken artan emeklilik ve sağlık harcamalarını karşılayacak genç sayısı yetersiz kalacak. Bazı ülkeler yurtdışından gelenlerle bu açığı kapatacak, diğerleri ise gittikçe boşalan şehirlerde, harap binalarda yoksulluk içinde hayatta kalmaya çalışacak. O ülkelerde kalan az sayıdaki genç kendilerini kurtarmak için yurtdışına kaçarak kaçınılmazı hızlandıracaklar.

Bu duruma düşmemek ne yapabiliriz?

Öncelikle herkesin ilk aklına gelen maddi desteklerin, doğum izinlerinin ve ücretsiz kreşlerin yeterli olmadığını artık biliyoruz. Ailelere akla gelebilecek her türlü olanağı sağlayan İskandinav ülkeleri çocuk sayısını artıramadı. Polonya ve Fransa bugün ekstra doğum başına 1-2 milyon dolar harcamakta ve buna rağmen 2 çocuk ortalamasının altında kalmakta. https://economist.com/leaders/2024/05/23/why-paying-women-to-have-more-babies-wont-work

Çocuk sayısı niye düşüyor?

Hepimizin bildiği gibi çocuk yetiştirmek uzun yıllar süren gerçekten zorlu bir süreç. İnsanlar tarih boyunca bu zorluğa rağmen çok sayıda çocuk sahibi oldular. Bu demektir ki yakın zamana kadar çocuk sahibi olmanın avantajları ağır basıyordu. Son yıllarda üst üste gelen birçok değişiklik bu hesabı tamamen değiştirdi. Bugün aileler ve özellikle kadınlar çocuk sahibi olmanın iyi bir yatırım olmadığını düşünmekteler. Daha doğrusu birden fazla çocuk sahibi olmanın yapacakları maddi ve manevi fedakarlıklara değmeyeceğine karar verdiler.

Bu kararda birçok faktör etkili oldu.

Örneğin doğum kontrol araçları cinsellikle çocuk sahibi olmak arasındaki bağı kopardı.

Finansal açıdan baktığımızda eskiden çocuklar daha küçük yaşta çalışmaya başladıkları için ailenin geçimine katkıda bulunurken bugün böyle bir işlevleri kalmadı.

Ayrıca eskiden çocukların anne babalarına yaşlılıkta maddi destek vermesi beklenirken bugün bu beklenti de bazı ülkelerde kaybolurken diğerlerinde azaldı.

Öte yandan çocuklara yapılan maddi ve manevi yatırımlar azalacağına daha da arttı. Eskiden dışarıya salınan, kendi hallerine bırakılan çocuklar bugün sürekli gözetim altındalar ve ailenin masraflarını da ciddi bir bölümünü teşkil etmekteler.

Bir diğer faktör de birçoğu erkeklerden daha iyi eğitimli olan kadınların öğrendikleri mesleği bırakıp hayatlarını sadece çocuk bakarak ve ev işleri yaparak geçirmek istememeleri.

Ayrıca bugün kadınlar ilk çocuklarını daha geç yaşlarda doğurmaktalar. Çocuk bakımı büyük enerji gerektiren bir iş olduğu için ileri yaşlardaki anneler daha da zorlanmaktalar. Bunun yanında biyolojik nedenlerden dolayı ikinci bir çocuk sahibi olmak için yeterli zaman kalmayabiliyor.

Son olarak eskiden anne olmak kadınlar için toplum içinde saygı görmelerini sağlayan önemli bir rol iken bugün meslek sahibi olmak daha yüksek bir statü kaynağı. Çocuksuz kadınlara yönelik toplumsal eleştiri devam etse de giderek azalmakta.

Özet olarak çocuk sahibi olmanın kadınlar için maddi manevi getirisi düşerken ödemeleri gereken bedel daha da arttı. Bu yüzden çocuk sayısının düşmesi gayet normal.

Peki ne yapabiliriz?

Sorunu ancak çocuk sahibi olmanın maddi manevi getirisini arttırırken, bedelini düşürerek çözebiliriz. Öncelikle topluma düşen bir görev var: çocuk sayısının belirli bir seviyede kalmasının ülkenin geleceği için ne kadar önemli olduğu herkes tarafından kabul edilmeli. Bu kabul edilirse çocuk yetiştirmenin statüsü doğal olarak artacaktır. Çocuk yetiştirmek yaratıcılıktan uzak sıradan bir meslekten düşük görüldüğü sürece ilerleme kaydedemeyiz. Bir çocuğu büyütmek, gelişimine katkıda bulunmak insanların çoğu için hayatta yapacakları en önemli iş olacaktır.

Ancak eskiden olduğu gibi kadınları eve kapatmaya çalışmak bir çözüm getirmeyecektir. Hatta iyi eğitimli kadınları her çocuk sahibi olduklarında yıllarca evde tutmak da mantıksızdır. Burada çözüm partime iş olanaklarının çok daha arttırılmasıdır. Devlet teşvikler ve toplumsal diyalog ile hem erkeklerin hem de kadınların daha esnek çalışma koşullarına sahip olmasını desteklemelidir. Böylece kadınlar (ve erkekler) meslekleri ve çocuklar arasında bir tercih yapmak zorunda kalmazlar.

Üçüncü olarak çocukların bu kadar üstüne düşülmesinin, bu kadar zaman ve para harcamasını yararı da tartışmaya açılmalıdır. Aileler bunun yerine, kendine yeten, bağımsız bireyler yetiştirmeye odaklanırlarsa hem üstlerindeki yükü azaltır hem de çocuklarının daha mutlu ve başarılı olmalarını sağlayabilirler.

Bütün bunları gerçekleştirdikten sonra tabii ki çocuk sahibi olanlara maddi avantajlar sağlayan düzenlemeler yapmak gerekir. Eğer 2 çocuk sahibi olmak bir ülke için yaşamsal öneme sahip ise bu konuya katkı sağlayan vatandaşların bazı ayrıcalıklara sahip olması doğal olacaktır. Ayrıca devletin eğitim ve çocuk bakımı konusundaki yatırımları daha da arttırması mantıklıdır.

Son söz: öncelikle çocuk sahibi olmanın toplumun geleceği için önemi tartışılıp bu halkın çoğunluğu tarafından kabul edilmelidir. Sonrasında iş dünyasında partime ve esnek çalışma modelleri konusunda büyük adımlar atılmalıdır. Son olarak çocuk sahibi olanlara topluma katkılarını yansıtan maddi kolaylıklar sağlanmalıdır. Ancak bunların hepsini yaparsak çocuk sayısını ciddi ölçüde arttırmak mümkün olacaktır.

Kuşkusuz bu adımları atmak kolay olmayacak ancak atmazsak uzun vadede bütün insanlık içinden çıkılması zor bir çöküş dönemine girecektir.